Ölüm hiç kimseye yakışmaz , herkes yaşadığını anı bilir ve hep vakitsiz gelir …
Varol Amcanın ölümü de böyle vakitsiz geldi, 1 nisan 2005 günü dünyanın her yerinde insanlar keyifli şakalar yaparken o bize en kötünisan 1 şakasını yaptı
Ölüm hiç kimseye yakışmaz , herkes yaşadığını anı bilir ve hep vakitsiz gelir …
Varol Amcanın ölümü de böyle vakitsiz geldi, 1 nisan 2005 günü dünyanın her yerinde insanlar keyifli şakalar yaparken o bize en kötünisan 1 şakasını yaptı
Son Güncelleme ( Cumartesi, 27 Şubat 2010 14:11 )

Biz onu tanıdığımızda artık emekli olmuştu. Onu Sabahın ilk saatlerinde güneş doğarken kalkan ve soluğu yalıda ki banklarda alan biri olarak hatırlıyorum. İstanbul’dan yada başka şehirden memlekete gittiğinizde ilk onu görür ve memlekete vardığınızı anlardınız.
Son Güncelleme ( Cumartesi, 27 Şubat 2010 14:14 )

Hacı Cavit KAYIKÇI ( Baloncu Dedemiz ) / (…… / 05 06 2000)
Onun gibi insanları satırlara sığdırmak imkansızdır. Gelecekte de hatırlanması için bu satırlarda yer alması gereken çok özel bir insandır. Nur İçinde Yatsın …..
Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Şubat 2010 00:53 )
Hacı Kazım AKSU (07 Mart 1921 / 23 Mart 1979)
Erken yaşta gurbete gelip İstanbul’a ilk yerleşenlerden biridir. Balat’ta ikamet etmeye başlamış , yaşamının son dönemlerini Kuzguncukta geçirmiştir.
Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Şubat 2010 00:25 )

MEHMET ASMALI
Sayısız insanımızı şehire taşıyan ve ekmek sahibi yapan büyüğümüz.
1928 yılında Kuzeyce köyünde doğdu. Askerliğine müteakip İstanbul’a (gurbete) çıktı ve Feshane’de dokumacılık üzerine ustabaşı oldu. 1953 yılında evlendi ve o zamanki adıyla Deniz Yollarına gemici olarak girdi. 1963 yılında Liman İşletmesi römorkörlerinde kaptan ve bilahare Enspektor olarak çalıştı. 1964 yılında Türkiye Denizciler Sendikasının Liman Sendikası Şubesinin kuruluşunda yer alarak bu tarihten itibaren 1993 yılına kadar aralıksız sendika yönetiminde görev aldı.
Son Güncelleme ( Salı, 20 Temmuz 2010 21:36 )
OSMAN KARABULUT
Deremiz köyleri ve civar ilçelerde hemen hemen her ailenin tanıdığı ve faydası olduğu, hatta Rize ve diğer illerden bile gelip şifa bulduğu, kırık - çıkıklı hastaları benzersiz ustalıkla tedavi eden büyüğümüzdür. Hastanelerde bile tedavi olamayıp derman için gelenleri merhametli, yardımsever kişiliği, mütevaziliği ile güven veren yapısıyla sadece Allah rızası için büyük başarılarla tedavi ve şifa kaynağı olmuş büyüğümüz. Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun. Çok dua aldığını biliyoruz. Şu yazıyı yazanı bile iki kere tedavi etmiştir. Nur içinde yatsın.
ZEHRA ASMALI / ZEHRA ANA (ZERA NANA)
Derelilerimizin tabiri ile ''Yedi paraköyün ve enaz dört neslin ebesi ve Ana'sı''dır. Yadımsever, fedakar kişiliği ile günün her saatinde ve her köye çağrıldığında hiç sıkılmadan sadece Allah rızası için 40 yıl canları kurtarmaya ve yakınlarını sevindirmeye koşan herkesin ''Ana'' dediği meşhur ebemiz, büyüğümüz rahmetli Zehra Anamız, nur içinde yatsın.
Son Güncelleme ( Cumartesi, 22 Ağustos 2009 12:23 )
HIZIR İPSİZ (KOLSUZİ HIZIR DAYI)
Deremizde bulunan 14 köyün ortayaş ve üzeri herkesin tanıdığı, deremizin ve yaylalarımızın fatihi Çoban Kolsuzi Hızır Dayımız. Allah'ın bizlere verdiği ancak kullanamadığımız otlak ve yeşilliklerimizi değerlendirip et, süt, peynir ve benzeri ihtiyaçları gideren ve kendisi rahmetli olduktan sonra bu potansiyelin yok olduğu deremizin değerli insanı. Yaylaların sembolü idi. Deremizde eğer bir Besi Çiftliği kuracak olursak (projelerimizde vardır) O'nun isimini vereceğiz inşallah. Nur içinde yatsın.
Son Güncelleme ( Cumartesi, 22 Ağustos 2009 12:23 )

MUSTAFA SİPAHİ (Kurtuluş Savaşı Gazisi)
İstiklal Harbinde Afyon Kocatepe’de 52. Alay, 4. Bölükte askerlik yaptı, 1889(1268) yılı Pazar(Çayeli, Pazar’a bağlı iken) Yavuzlar(Venekdere) Köyü doğumlu, 1986 yılında Köyünde vefat etti.
Son Güncelleme ( Perşembe, 31 Aralık 2009 20:38 )

MUHTAR ZİYA BABAL (1909-1950)
(Suminata ilk yaya yolu getiren büyüğümüz)
Kuzayca Köyüne araba yolu 1969 - 1970 yıllarında gelmiştir. Ondan önceleri, sahile ve komşu köylere yaya olarak patika yollardan gidilirdi. Patika yollar ise çok eski olmayıp Ziya Dedenin zamanında köylülerce yapılmıştır. Ondan önce de patika yol yoktu ve dere boyu sahile yani oradan da çarşıya gidilirdi. Yağmurlu günlerde dere taştığından dolayı sahile inilemezdi.
Son Güncelleme ( Perşembe, 31 Aralık 2009 20:37 )

KUNENİ NANA / MORDE (GÜLSÜM UYUMAZ) (1895? - 1975?)*
Gülsüm, 1908 (?)* yılında İsmail Uyumaz ile evlendiğinde 15 yaşına yeni basmıştı. Geçim kaynaklarının kısıtlı olduğu Suminat’ta o zamanın geleneklerine göre (eskilerin ifadesi ile) bir basma eteğe, bir sandığa avramitten suminata gelin geldi. Hayatını birleştiren bu iki genç kısa süren evliliğinde 1,5 yıl ara ile 4 çocuk sahibi oldu. Son çocuğuna hamileyken eşi vatani görevini yapmak üzere askere(?)* gitti. Geride bıraktığı eşi 4 erkek çoğuna bakmanın tüm zorluklarına katlanıyordu. Kısıtlı imkanlar ile geçinmeye çalışan 4 çocuk annesi bu kadın eşinin yolunu gözlüyordu. 4 yıl boyunca haber alınamayan İsmail bir gün çıka geldi. Eşini hamileyken bırakmıştı. En küçük çocuğu 4 yaşına gelmişti. Dağlar kadar olan hasretini kısa sürelide olsa gidermeye çalıştı. Biliyordu ki, Osmanlı İmparatorluğunun son günleriydi ve vatanın durumu her geçen gün kötüye gidiyordu. Ailesiyle geçirdiği her günü dolu dolu yaşıyordu.
Son Güncelleme ( Salı, 20 Temmuz 2010 21:34 )